MİYOMLARDA TANI

MİYOMLARDA TANI – TEŞHİS YÖNTEMLERİ
Miyom (myoma uteri, halk arasında rahimde ur) kadın hastalıkları arasında en sık görülenlerden birisidir. Genel olarak teşhisi kolay hastalıklar arasında yer alır. Myomlar belirli bir büyüklüğe ulaştığında elle vajinal muayenede anlaşılabilir ancak günümüzde küçük dahi olsalar gelişmiş ultrasonografi cihazları sayesinde kolayca tanı konulabilmektedir. Myomların teşhis ve ayırıcı tanısında kullanılan yöntemler tek tek aşağıda anlatılmıştır. En yaygın kullanılan yöntem ultrasonografidir.

Ultrason:
Karından yapılan (abdominal) veya transvajinal yolla yapılan ultrasonografi ile myomlar kolaylıkla izlenebilmektedir. Transvajinal ultrasonografi myomun boyutu ve yerleşiminin tam olarak belirlenmesi ve diğer patolojilerden ayırt edilmesi açısından daha hassastır. Ultrason ile myomun boyu, çapı, tipi (subreröz, intramural, submüköz) belirlenebilir. Belli aralıklarla yapılan ultrason ölçünleri ile myomların büyümesi takip edilir. Ultrason ile 1 cm’den küçük myomlar bile görülebilmektedir. Muayene ve ultrason sayesinde myomların çok büyük kısmında tanı konulabilmektedir, aşağıdaki diğer yöntemler nadiren gereken yöntemlerdir.

Histeroskopi:
Hsteroskopi hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Histeroskopi kısaca vajinal yolla kamera yöntemi ile rahim içerisine bakılmasıdır. Myomların tanısında nadiren gerekebilen bir yöntemdir. Özellikle rahim içerisine yakın yerleşimli (submüköz) myomlar endometrial polipler ile karşabilir, bunların ayrımında salin infüzyon sonografi (rahim içerisine su verilerek ultrason yapılması) veya histeroskopi kullanılır. Histeroskopi ile aynı zamanda submüköz myomların tedavisi de yapılabilmektedir. Çok büyük olmayan submüköz myomlar histeroskopi sırasında elektrokoter aracılığıyla kesilerek alınabilmektedir.

MENOPOZU GECİKTİRMEK

MENOPOZU GECİKTİRMEK VEYA ÖNLEMEK MÜMKÜN MÜ?
ERKEN MENOPOZ ERTELENEBİLİR Mİ? ENGELLENEBİLİR Mİ?

Menopoz kadın hayatının doğal aşamalarından birisidir. Her kadın öncelikle genetik yapısında belirlenen bir yaşta menopoza girecektir. Sigara ve yeterli beslenme gibi bazı çevresel faktörler de kadınların menopoza girme yaşını az oranda etkileyebilmektedir ancak en önemli faktör genetiktir. Kadınların menopoza girme yaşı genellikle anneleri ve kız kardeşleri ile benzerlik gösterir. Menopozun başlama yaşı hakkında ayrıntılı bilgi ayrıca yazılmıştır, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu nedenle önemli olan bir kadının menopoza girme yaşını geciktirmek veya menopoza girmesini tamamen engellemek değildir. Önemli olan menopoza giren kadınların doğru takip ve tedavilerle olası komplikasyonlardan, kemik erimesinden, çeşitli şikayetlerden korunmalarıdır.

Bir kadının menopoza girmesi geciktirilebilir mi veya tamamen önlenebilir mi?
Menopoz kadının yumurtalıklarının (overlerinin) artık hormon üretemez, yumurta geliştiremez yani fonksiyon göremez hale gelmesi sonucunda adetlerinin tamamen kesilmesidir. Bu durumda:
– Menopoza tamamen girmiş bir kadının artık bazı ilaçlarla yumurtalıklarının yeniden fonksiyon görebilmesini sağlamak yani yumurta üretmesini ve hormon üretmesini sağlamak mümkün değildir. Hiçbir ilaç, hormon, bitkisel madde bunu sağlayamaz.
– Menopoza girmiş olan bir kadına verilen hormon ilaçları ile adet görmesi ve ateş basmasi gibi şikayetlerinin geçmesi sağlanabilir. Ancak adet görmesi ve şikayetlerinin geçmesi bu kadının menopozunun engellendiği veya artık kadının menopozda olmadığı anlamına gelmez. Bu kadın sadece dışarıdan verilen hormon ilaçları sayesinde yapay olarak rahim duvarının gelişmesi sayesinde adet kanamaları görmektedir ama yumurtalıkları hiç hormon ve yumurta üretmemektedir. Bu nedenle dışarıdan verilen ilaç kesildiğinde tekrar adet göremeyecektir.
– Menopoza henüz girmemiş olan genç yaşya bir kadında veya menopoz dönemine yaklaşan orta yaşlı bir kadında verilecek ilaçlar, hormonlar, tedaviler menopoza gireceği yaşı değiştirmez. Her kadının menopoza gireceği yaşı yani yumurtalıklarının fonksiyon göremez hale geleceği yaş genetik olarak belirlenmiştir. Dışarıdan verilen ilaçlar adetlerini düzenleyebilir veya bazı şikayetlerini önleyebilir ancak kadın ilaç kullanmadan ne zaman menopoza girecekse yine o zaman girecektir.
– Menopoza girme yaşını az miktarda etkileyen bazı çevresel faktörler vardır. Örneğin sigara içmek ve yetersiz, dengesiz beslenmek gibi. Bu tür faktörlerden uzak duran kadınlar manopoza 1-2 yıl daha geç girmektedir.

ENDOMETRİUM KANSERİ

ENDOMETRİUM KANSERİ
Uterin kanserler (rahim kanserleri) içerisinde en sık görülen tip endometrium kanseridir. Aynı zamanda en sık görülen jinekolojik kanserdir. Genellikle menopoz dönemindeki kadınlarda görülür, ortalama görülme yaşı 60 civarındadır. Endometrium kanserinin çeşitli histopatolojik tipleri vardır, en sık görülen tipi endometrioid adenokanserdir. Bunun dışında berrak hücreli karsinom, squamöz karsinom, müsinöz karsinom, seröz karsinom, andiferansiye karsinom gibi nadir tipler vardır.

Endometrium kanserinde evreleme (FIGO 2010):
Evreleme cerrahi olarak yapılır.
Evre 1A: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50’den azdır.
Evre 1B: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50’den fazladır.
Evre 2: Servikal stromal invazyon vardır, uterus dışında yayılım yoktur.
Evre 3A: Tümör seroza ve adnekslere yayılmıştır.
Evre 3B: Vajen veya parametrium tutulumu vardır.
Evre 3C: Pelvik (C1) ve/veya paraaortik (C2) lenf nodu tutulumu mevcuttur.
Evre 4A: Mesane veya barsak mukozası tutulmuştur.
Evre 4B: İntraabdominakl organlara metastaz, inguinal lenf nodu tutulumu, uzak metastaz.

UTERİN SARKOMLAR
Sarkomlar tüm uterus kanserlerinin yaklaşık yüzde 5’ini oluştururlar. En sık görülen 3 tip:
– Karsinosarkom (Malign mix müllerian tümör, MMMT)
– Leiomyosarkom (LMS)
– Endometrial stromal sarkom